CINSEL SAGLIK VE ÜREME SAGLIGI

Kızlık Zarı, Gebelik, Ultrason, Vajina Daraltma, vs. Soru Cevap şeklinde Buradan Hem okuyabilir Hem Sorabilirsiniz..
admin
Tam Üye
Tam Üye
MesajlarCOLON 145
KayıtCOLON Sal Eyl 08, 2009 12:47 pm

CINSEL SAGLIK VE ÜREME SAGLIGI

Mesaj gönderen admin »

CINSEL SAGLIK VE ÜREME SAGLIGI

1. TÜRKIYE’DE ‘CINSEL SAGLIK VE ÜREME SAGLIGI’ KAVRAMININ GELISIMI
Dünyada nüfus, kalkinma ve dogurganlik arasinda kurulan iliski önce ‘nüfus planlamasi’, ardindan
‘dogum kontrolü’ ve ‘aile planlamasi’ kavramlarinin gelismesine sebep olmustur. Bu alanda
yapilan çalismalarin kadinin statüsü ile ilgili konularla ve kadinin genel saglik sorunlari ile iliskisi,
kadin nüfusa odaklanilmasina ve bu kavramlara ‘kadin sagligi’nin da eklenmesine yol açmistir.
Günümüzde gelinen nokta, kadin ve erkegin üreme sagligi ve cinsel sagligini bir arada ele
almaktadir.
Antinatalist politikalarin izlenmesiyle birlikte Türkiye 1960’larda nüfus planlamasi kavrami ile
tanismistir. Ardindan, nüfus planlamasinin bir araci olarak dogum kontrolü ve aile planlamasi
kavramlarina kadin sagligi kavrami da eklenmistir. Özellikle 1990’li yilarda kadin sagligi ve aile
planlamasinin kapsami uluslararasi platformlarda gerçeklestirilen konferanslarda alinan kararlar
sonucunda dünyada oldugu gibi Türkiye’de de degismistir. Ülkemizde üreme sagligi ve aile
planlamasi konulari dogurganlik ve annelik ile bagdastirildigindan buna iliskin grup olarak 15-49
yas arasindaki kadinlar ele alinmaktaydi. Ancak, 1994 yilinda Kahire’de düzenlenen Uluslararasi
Nüfus ve Kalkinma Konferansi (UNKK) ile üreme sagligi konusunda daha kapsamli bir yaklasim
ve tanim getirilmistir. 1995 yilinda Pekin’de gerçeklestirilen IV. Dünya Kadin Konferansi ile de
kadinin güçlenmesi ve ilerlemesi, kadin-erkek esitliginin gelistirilmesi ve toplumsal cinsiyet
perspektifi gibi sosyal içerikli konular ön plana çikarilmistir.
Nüfus ve kalkinma, kadinin statüsü, üreme sagligi gibi konularda dünya çapinda ilerleme
kaydedilmesini saglamak üzere uluslararasi platformlarda önemli kararlarin alindigi bu dönemde
‘T.C. Saglik Bakanligi Ana Çocuk Sagligi ve Aile Planlamasi Genel Müdürlügü’nün
koordinatörlügünde Kadin Sagligi ve Aile Planlamasi Ulusal Strateji Plani (KS/AP USP) (Ocak
1996’da onaylanmistir) ve Ulusal Faaliyet Plani (Haziran 1998’de onaylanmistir) hazirlanmis ve
2000 yilina kadar konan hedefler çerçevesinde uygulanmistir.
1.1. KS/AP USP’nin Degerlendirilmesi
2005-2015 yillari için Cinsel Saglik ve Üreme Sagligi (CS/ÜS) Ulusal Stratejik Eylem Plani
çalismalari, Saglik Bakanligi ve UNFPA’in KS/AP USP’nin uygulanmasinda ulasilan noktayi
7
ölçen Mevcut Durum Degerlendirmesi arastirmasi ile baslamistir3. Yapilan mevcut durum
degerlendirmesinde, ‘rasyonel kapsamli planlama’ mantigi ile hazirlanan planin, dönemi için
oldukça ileri bir yaklasimla, ideal bir sistemde isleyecek sekilde hazirlandigi görülmüstür. Planin
ülkemizde bu konulara iliskin çalismalarda bulunan tüm kurumlarin hem hazirlik hem de
uygulama asamalarinda katilimini hedefledigi, uygulama asamasinda kurumlarin ne sekilde
izlenecegi ve degerlendirileceginin de plan içerisine entegre edildigi tespit edilmistir. Planlandigi
gibi bir izleme ve degerlendirme yapilamadigindan planin basilip ilgili sektörlere dagitilmasinin
üzerinden geçen bes yilda içinde gerçeklesenleri görebilmek amaciyla bir Mevcut Durum
Degerlendirmesi’ne ihtiyaç duyulmustur.
Mevcut Durum Degerlendirmesi, uzun yillar süren özverili ve titiz çalismalarla hazirlanan bu
planin uygulanmasinin ayni basariyi göstermedigini ortaya koymustur. Çalisma, Ulusal Strateji
Plani’nin kurumlarin büyük bölümü tarafindan bilinmedigini veya bilindigi halde bir eylem plani
mantigiyla kullanilmadigini göstermistir. Kurumlarin bu konularda yaptiklari çalismalar çogunlukla
strateji planina bagli olmaksizin kendi inisiyatifleri ile yürütülmektedir. Ayrica, aktivitelerin
Türkiye’nin saglik sisteminde bugün hala mevcut olmayan saglam bir altyapinin var oldugu
varsayimina dayandirilmasinin, aktivitelerin hayata geçirilmesinde karsilasilan en önemli sorun ve
hatta engel oldugu görülmüstür.
Ulusal Strateji Plani’ndaki temel konularin uygulanma dereceleri incelendiginde ise aktivitelerin
yarisinin dahi hayata geçirilemedigi ortaya çikmistir. Radar analizi sonuçlari strateji planinin
genelinde hizmet sunumundaki esitsizlikler (özellikle besinci bölge, kirsal ve gecekondu alanlari,
adolesanlar), özel ve gönüllü kuruluslarin hizmetlere her türlü katilimi, siyasi yaklasim ve katilim,
iletisim, izleme ve koordinasyon ile enformasyon sistemleri konularinda zayifliklari göstermistir.
Burada dikkati çeken önemli bir konu da kurumlarin planda yer alan faaliyetleri gerçeklestirmek
üzere bütçelerinde kaynak ayirmamis olduklari halde bunlari gerçeklestirme taahhüdünde
bulunmalari ve önkosul olmasi gereken finansman kaynaginin bir aktivite olarak plana dahil
edilmis olmasidir.
Çalisma süresince toplanan bilgiler ve yapilan nitel ve nicel degerlendirmeler isiginda sunulan
öneriler sunlari kapsamaktadir:
·  Net öncelikler belirlenmelidir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta ‘önceliklerin
tespiti’nin ne anlama geldiginin anlasilmasidir; çünkü öncelik tespitine girildiginde bütün
konular öncelik kapsaminda yer almakta ve öncelik tespit etmis olmanin bir önemi
kalmamaktadir.
CS/ÜS alaninda yer alan tüm alanlar ‘önemli’ olmakla birlikte ‘öncelik’, yani hangi isin
önce yapilacagina karar vermek farkli bir degerlendirme gerektirmektedir. Halk sagliginda
3 Kadin Sagligi ve Aile Planlamasi Ulusal Stratejik Eylem Plani, Mevcut Durum Degerlendirmesi Raporu, Haziran
2003 (SB AÇSAP GM 2003, Birlesik Saglik Sistemleri)
8
bir sorunu öncelikli olmasi için bu sorunun hastalik yükünün yüksek olmasi (burden of
disease) yani genis bir kitlenin sagligini (biyo-psiko-sosyal açidan iyi olma halini) olumsuz
etkilemesi veya yasamini sonlandirmasi veya yüksek is gücü kaybi yaratmasi gerekir.
Önceliklerin tespitinde sadece sorunlar degil, çözümler de göz önünde bulundurulmalidir.
Tespit edilen sorunun öncelikli müdahale edilecekler arasinda yer almasi için yapilacak
müdahalenin sorunu giderme gücüne sahip olmasi, düsük maliyetle yüksek etki yaratmasi
yani maliyet-etkili olmasi gereklidir.
·  Planin kapsayacagi sektörler ve kurumlar mümkün oldugunca sinirlandirilmali, bu sinir net
bir sekilde belirtilmelidir. ‘Ilgili her sektör’ ve ‘ilgili her kurum’un plana dahil edilmesi,
planin uygulanabilirligini azaltmaktadir. Planin hazirlanmasi ile uygulamanin izlenmesi ve
degerlendirilmesi çalismalari küçük, tercihen 6-7 üyeli bir çalisma grubu tarafindan
koordine edilmeli ve bu gruba konu ile ilgili en etkili ve kilit kuruluslarin temsilcileri
katilmalidir. (Politik kaygilarla veya nezaket geregi veya bilgilendirmenin yararli olacagi gibi
düsüncelerle grubun büyümesi tehlikesine karsi dirençli olunmalidir.)
·  Siyasi kararliligi (political commitment) saglayacak iletisim çalismalarina (advocacy) önem
verilmelidir. Burada böyle bir konunun önemi ve gerekliligi konusunda taraf olmasi
gereken 1500-2000 kisilik dar bir hedef grup üzerinde israrli ve sürekli bir sekilde
çalisilmalidir.
·  Saglik hizmetlerinde genel yönetim kapasitesinin gelistirilmesine öncelik verilmelidir.
Saglik sisteminin üreme sagligi konusunda etkili olabilmesi için yönetimin politikalari
hareket planlarina dönüstürebilecek ve bu hareket planlarini uygulayabilecek kapasiteye
sahip olmasi gerekir. Oysaki Türkiye saglik sisteminin en zayif noktalarindan biri yönetim
kapasitesindeki sinirliliktir. Bu sinirlilik hem yönetim konusundaki bilgi ve becerilerin
yetersizliginden, hem de yöneticilerin sik degismesinden kaynaklanmaktadir. Yönetim
kapasitesini gelistirmeye yönelik çalismalar iki noktaya odaklanmalidir. Birincisi,
merkezdeki üst düzey yöneticiler, il düzeyindeki yöneticiler ve kurum düzeyindeki
yöneticilere yönelik etkililigi yüksek yönetim egitimi programlarinin düzenlenmesidir.
Ancak bu egitimler simdiye kadar verilmis olan egitimlerden daha farkli olarak bilgi
vermenin yani sira tutum gelistirme ve beceri kazandirmaya yönelik olmalidir. Ikinci nokta
ise, bu egitimlerde basarili olan yöneticilerin görevlerine devam etmelerini saglamak,
basarisiz olanlarin ise yöneticilik pozisyonlarina son vermek olmalidir. Yeni yapilacak
atamalarda yönetici pozisyonuna atanabilmek için bu egitimlerde basarili olmus olmak bir
ön kosul olarak aranmalidir.
·  Toplumda üreme sagligi ile ilgili hizmetlere kitle iletisim araçlari vasitasiyla talep yaratmaya
öncelik verilmelidir.
·  Topluma yönelik egitimler açisindan üreme sagligi konusunda ergenlik çagindaki gençlere
9
ve ergenlik öncesi çocuklara önem verilmelidir.
·  Gerek bu önerilerin gerçeklestirilmesinde, gerekse üreme sagligi konusunda hizmet
sunumunda sivil toplum kuruluslarindan (STKler) daha fazla yararlanilmalidir. Gönüllü
kuruluslarin üreme sagligi ile ilgili alanlarda hizmet vermeleri için önlerindeki engeller
kaldirilmali, klinik hizmet sunmalari da özendirilmelidir. SB, SSK ve üniversite
hastanelerinde, saglik ocaklari ve AÇSAP merkezlerinde gönüllü kuruluslarin hizmet
vermelerini saglayacak düzenlemelere gidilmesi hizmetin kalitesini, kabul edilebilirligini ve
ulasilabilirligini arttiracaktir. Özellikle vatandaslarin bu tür hizmetlere taleplerinin az
oldugu öncelikli bölgelerde (Besinci Bölge ve büyük kentlerin gecekondu mahalleleri)
gönüllü kuruluslarin özendirilmesi saglanmalidir.
·  Üreme Sagligi Eylem Plani ile ilgili etkili bir izleme ve degerlendirme mekanizmasi
kurulmalidir. Bunun Türkiye’nin saglik bilgi sistemi ile yapilmasi mümkün olmadigindan
bu alanda özel bir izleme ve degerlendirme yapisinin kurulmasi gereklidir.
Yukarida anilan nedenlerle, edinilmis deneyimlerin isigi altinda CS/ÜS politikalari açisindan
günün gerekleri ve kosullarina uygun bir yaklasimin ortaya konmasi gerekmektedir.
1.2. Günümüzde Cinsel Saglik ve Üreme Sagligi Kavrami
Kadin Sagligi ve Aile Planlamasi Ulusal Stratejik Eylem Plani’nin bittigi yillarda bireyin
ihtiyaçlarini ön plana çikaran ve üreme, kadin sagligi, aile planlamasi gibi kavramlari birlestiren
‘cinsel saglik ve üreme sagligi’ (CS/ÜS) kavrami ortaya çikmistir. CS/ÜS ise aslinda, nüfus ve
kalkinma ve toplumsal cinsiyet tanim kümeleri ile birlikte üçlü sacayaginin bir parçasidir.
Sekil 1. Nüfus ve kalkinma (N/K), cinsel saglik ve üreme sagligi (CS/ÜS) ve toplumsal
cinsiyet (Topl. Cins. ) tanim kümeleri arasindaki iliski4
4 Kavramlar ve tanim kümeleri, dünyada ve Türkiye’de üreme sagligi ve cinsel saglik, kadin sagligi, aile planlamasi,
nüfus ve kalkinma gibi konularda yayinlanmis olan stratejik dokümanlarda ele alinan konularin incelendigi politika
analizi sonucunda ortaya konmustur. (SB AÇSAP GM 2004, Birlesik Saglik Sistemleri)
CS/ÜS
N/K
Topl.
Cins.
10
Bugünkü yaklasim, daha önceden kadin sagligi ve aile planlamasi çerçevesinde yürütülen
çalismalarin artik CS/ÜS yaklasimi ve tanim kümesi çerçevesinde yürütülmesi seklindedir.
2. CS/ÜS POLITIKALARI AÇISINDAN UYGUN YAKLASIM
Yukaridaki önerilerin isigi altinda CS/ÜS politikalarinin net bir sekilde önceliklendirilmesi
açisindan uygun yaklasimin üç anahtar özelligi olmalidir. Gelistirilecek olan stratejiler;
·  CS/ÜS tanim kümesine,
·  Saglik sektörüne,
·  Öncelikli sorunlara odakli olmalidir.
Cinsel saglik ve üreme sagligi (CS/ÜS), nüfus ve kalkinma (N/K), ve toplumsal cinsiyet (TC)
tanim kümeleri arasindaki iliskiyi gösteren Sekil 1.’de görülen CS/ÜS tanim kümesi, hazirlanan
ulusal stratejik eylem planinin (USEP) çerçevesini olusturmaktadir. Bu tanim kümesini
birincil olarak etkileme gücüne sahip sektör, yani birincil sorumlu saglik sektörüdür. Bu kümede
sorumlulugu ve etki gücü olan diger sektörlerin ve kurumlarin da isbirligi yapmasi ve esgüdüm
içinde çalismalari ideal durumu olusturmaktadir. Ancak yukarida belirtilen önceki tecrübelere
dayanilarak katilan sektörleri sinirlayan bir yaklasim tercih edilmis ve USEP kapsamindaki
kurumlar ‘saglik sektörü’ ile sinirlandirilmistir. Saglik sektörü disindaki kurumlarla yapilmasi
önerilen çalismalar ‘Önerilen Isbirligi ve Esgüdüm Alanlari’ olarak turuncu renk kutularda
belirtilmistir. Bunlar özellikle CS/ÜS’nin yakin iliskili oldugu, etkiledigi ve etkilendigi nüfus ve
kalkinma ve toplumsal cinsiyet kümeleri ile kesisen alanlarda yogunlasmaktadir.
Olusturulan USEP’in ‘sahibi’, yani uygulanmasini saglamak, izlemek ve degerlendirmekle yükümlü
olan kurulus T.C. Saglik Bakanligi’dir (SB). Böylece SB’nin Anayasa ile belirlenmis olan saglik
sektörü üzerindeki düzenleyici fonksiyonu ve gücünden faydalanilarak stratejilerin uygulanmasi
izlenmesi ve degerlendirilmesi için karmasik olmayan ve etkili bir yaklasim ortaya konulmaya
çalisilmistir.
Hazirlanan USEP’in ‘uygulanabilirligini’ arttirmak için gerekli ve önemli bir baska yaklasim ise
planin sadece ‘öncelikli’ alanlara egilmesidir. Bu nedenle, CS/ÜS kümesinde yer alan onlarca
‘önemli’ sorunun hangisinin ülkemizin ‘önceligi’ oldugunun belirlenmesi gereklidir. ‘Önceliklerin’
geçerli olmasi için ‘sonraliklarin’ olmasi gereklidir. Sonraliklar, finansman, insan gücü ve zaman
kaynaklardan önceliklere aktarilmak üzere vazgeçilenlerdir. Dolayisiyla, önceliklerin belirlenmesi
zor ve sikintili bir süreçtir. Takip eden ‘II. Cinsel Saglik Ve Üreme Sagligi Açisindan Öncelikli
Sorunlar’ kisminda öncelikler belirlenerek ortaya konmustur.
CS/ÜS ile ilgili sorunlar gerek Türkiye’nin genel baglami, gerekse saglik sektörünün genel durumu
ve sorunlarindan ayri düsünülemez. USEP’in hayata geçirilmesi için saglik sistemine yönelik
yapisal girisimler bu nedenle büyük önem tasimaktadir. Sistemin kendisinde bulunan eksikliklerin
ve yanlisliklarin giderilmemesi halinde dogrudan soruna yönelik olarak gelistirilen stratejilerin ve
11
girisimlerin basarili olmasi beklenemez. Bu nedenle CS/ÜS açisindan sorunlarin giderilmesinde
anahtar rol oynayan saglik sistemine yönelik yapisal girisimlerin tanimlanmasi stratejilerin
uygulanabilirligini arttiracak, etkili ve verimli bir sekilde hedeflenen sonuçlara etkili ve verimli bir
sekilde ulasilmasina olanak taniyacaktir (bkz. III. Kisim: Stratejiler, Hedefler ve Girisimler, 6.
Bölüm: Saglik Sistemine Yönelik Yapisal Girisimler).
CS/ÜS politikalari saglik sektörü çerçevesinde ortaya konurken mevcut sistemin yani sira
planlanan veya gelmesi olasi sistemler de göz önünde bulundurulmalidir. Saglik Bakanligi
tarafindan uygulanmakta olan Saglikta Dönüsüm Programi (SDP) özellikle birinci basamak
hizmetlerin sunumunda ve saglik hizmetlerinin finansmaninda önemli yenilikler öngörmektedir.
Bir ‘politika’ olmasi nedeniyle USEP mevcut sistem dikkate alinarak hazirlanmistir. Ancak SDP’de
öngörülen degisiklikler hayat geçirildiginde bu politikanin uygulanmasinda herhangi bir aksaklik
yasanmayacaktir. Bu açidan en önemli husus politikalarin basarili bir sekilde uygulanmasi için
gereken sistem özelliklerinin saglanmasidir. ‘III. Kisim: Stratejiler, Hedefler ve Girisimler, 5.
Saglik Sistemine Yönelik Yapisal Girisimler’ bölümünde bu özellikler sayilmistir. Adi her ne
olursa olsun saglik sisteminde yapilacak olan gelistirmeler bu bölümdeki gereklilikleri yerine
getirmelidir.
Cografi olarak genis bir bölgeye yayilmis olan ülkemizin önemli bir sorunu da bölgeler arasindaki
farkliliklardir. Dolayisiyla, ülke geneli için tek bir mevcut durumdan ve hizmet ihtiyacindan
bahsetmek mümkün olamamaktadir. Sorunlarin önceligi cografi bölgeler ve yerlesim birimleri
(kent, kir, gecekondu) açisindan degerlendirilmeli, stratejiler buna uygun olarak gelistirilmelidir.
Bu nedenlerle stratejiler ve hedefler öncelikli bölgelerde öncelikli sorunlara odaklanmalidir. (bkz.
II. Kisim: Cinsel Saglik ve Üreme Sagligi Açisindan Öncelikli Sorunlar, 5. Bölüm: Cinsel Saglik ve
Üreme Sagligi Açisindan Bölgeler ve Yerlesim Birimleri Arasindaki Esitsizlikler’)
Cografi bölgeler
Türkiye’nin degisik yöreleri arasindaki cografi, iklimsel, kültürel, toplumsal ve ekonomik
farkliliklar, Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü’nün T.C. Saglik Bakanligi AÇSAP
Genel Müdürlügü katkilariyla hazirlamis oldugu Türkiye Nüfus ve Saglik Arastirmasi 2003’te
Türkiye’nin bes bölgeye ayrilarak incelenmesinin temelini olusturmustur. Bu arastirmada Türkiye,
genel hatlariyla birbirinden farkli sosyo-ekonomik gelismislik düzeylerine ve demografik
özelliklere sahip olan bes bölgeye (Bati, Güney, Orta, Kuzey ve Dogu) ayrilmistir (HÜNEE Ekim
2004). TNSA arastirmalari, USEP’in gelistirilmesi ve hedeflere ulasma durumunun
degerlendirilmesi açisindan çok önemli bir rol oynamaktadir. Degerlendirmelerde kolaylik
saglamasi ve TNSA’da yapilan bölgesel ayrimin geçerli ve güvenilir bulunmasi nedeni ile Cinsel
Saglik ve Üreme Sagligi Saglik Sektörü için Ulusal Stratejik Eylem Plani 2005-2015’te TNSA-
2003’te kullanilan bölgesel ayrim kullanilmistir. Bu bölgesel ayrim bir sonraki sayfada yer alan
haritada detayli bir sekilde sunulmaktadir.
12
Sekil 2. Türkiye’nin Bes Bölge Olarak Incelenmesi
Kaynak: TNSA-2003 (HÜNEE Ekim 2004)
CINSEL SAGLIK VE ÜREME SAGLIGI
Saglik Sektörü Için
ULUSAL STRATEJIK EYLEM PLANI
2005-2015
13
II. CINSEL SAGLIK VE ÜREME SAGLIGI AÇISINDAN ÖNCELIKLI SORUNLAR
Ülkemizin CS/ÜS açisindan öncelikli sorunlarinin belirlenmesi için bu konudaki genel
bilgilerimizden, Türkiye Nüfus ve Saglik Arastirmalari’ndan ve genis bir uzman grubunun nicel ve
nitel yöntemlerle alinmis görüslerinden faydalanilmistir5.
CS/ÜS kümesinde kapsanan alanlar ve sorunlar incelendiginde genis bir müdahale sahasi
görülmektedir. Müdahale alanlari arasinda sunlar bulunmaktadir:
·  Güvenli annelik (acil obstetrik hizmetler de dahil olmak üzere)
·  Aile planlamasi
·  Cinsel yolla bulasan enfeksiyonlar (CYBE) ve HIV/AIDS
·  Adolesan cinsel ve üreme sagligi
·  Erkeklerde CS/ÜS ile iliskili sorunlar
·  Infertilite
·  Postmenapozal durumlar
·  Yaslilikta CS/ÜS
·  Üreme sistemi kanserleri (meme ve serviks kanseri basta olmak üzere)
·  Kadin ticareti / trafigi
·  Cinsel taciz ve cinsel siddet, cinsiyete dayali siddet
·  Göçmen, mülteci, vb. gruplarda cinsel saglik ve üreme sagligi
·  ve daha bir çok alan
5 UNFPA Stratejik Planlama Çalistayi, 6-7 Eylül 2004 tarihlerinde Kizilcahamam, Ankara’da üreme sagligi, saglik
politikalari, saglik hizmetleri, sosyal bilimler, nüfus ve kalkinma, demografi ve toplumsal cinsiyet alanlarindan yaklasik
20 uzmanin katilimi ile gerçeklesmistir. Bu toplantida Türkiye’nin üreme sagligi, toplumsal cinsiyet ve nüfus ve
kalkinma alanlarinda öncelikli sorunlarinin tespit edilmesi ve bunlarin farkli açilardan degerlendirilmesi için nitel ve
nicel yöntemler kullanilarak çalismalar yapilmistir. Bu çalismanin üreme sagligi alani ile ilgili bulgulari Türkiye’nin
öncelikli sorunlarini isaret etmektedir.
14
Yapilan öncelik belirleme çalismasi ‘Türkiye’nin CS/ÜS açisindan öncelikli sorunlari nedir?’
sorusunun yanitini vermeyi amaçlamis, dolayisiyla sonuçlari müdahale alanlarindan ziyade
‘sorunlar’ olarak ortaya konmustur. Ülkemizin yapilan çalismada tespit edilen, CS/ÜS açisindan
öncelikli sorunlari sunlardir6:
1. Anne ölümlerinin yüksek olmasi
2. Istenmeyen gebeliklerin fazla olmasi
3. CYBE/HIV/AIDS sikliginin artiyor olmasi
4. Gençlerin CS/ÜS düzeylerinin düsük olmasi
Bu sorunlarin her birinin mevcut durumu ile bölgeler ve yerlesim birimleri açisindan öncelikleri
ilerleyen sayfalarda degerlendirilmistir. Yapilan incelemede bu sorunlarla ilgili olarak bölgeler ve
yerlesim birimleri arasinda esitsizliklerin ön plana çikmasi besinci sorun taniminin eklenmesine yol
açmistir:
5. Cinsel Saglik ve Üreme Sagligi Açisindan Bölgeler ve Yerlesim Birimleri Arasindaki Esitsizlikler
6 Öncelik belirleme çalismasinin detaylari Ek 1’de sunulmaktadir. (Ek 1: Türkiye’de Cinsel Saglik ve Üreme Sagligi
Açisindan Öncelikli Sorunlarin Belirlenmesi ve Degerlendirilmesi)
15
1. ANNE ÖLÜMLERININ YÜKSEK OLMASI
Normal fizyolojik bir süreç ve olay olmakla birlikte tüm gebelikler ve dogumlar risk tasimaktadir.
Bu risk bazi faktörlerin etkisi ile artabilmektedir. Gebe kadinlarin %40’i gebelik süresince, dogum
sirasinda ya da dogum sonrasinda gebelikle ilgili saglik sorunlariyla karsilasmaktadir. Gebeliklerin
%15’inde yasami tehdit eden ya da uzun süre etkili olan komplikasyonlar gelisebilmektedir.
Türkiye’de Sorunun ‘Hastalik Yükü’
Türkiye’de yilda yaklasik 1,8 milyon gebeligin oldugu, bunlarin yaklasik onda birinin isteyerek
olmak üzere beste birinin düsük ile sonlandigi ve 23.000 kadarinin ölü dogum oldugu 2003 yilinda
yapilan Türkiye Nüfus ve Saglik Arastirmasi (TNSA-2003) sonuçlari ile ortaya konmustur.
Saglik ve gelismislik ile ilgili çok önemli bir gösterge olmasina ragmen, Türkiye’de ne yazik ki anne
ölümlerine iliskin düzenli veri toplanamamaktadir. 1990 yili için ülkede kabul edilen tahmini anne
ölüm orani yüz binde 100’dür. Saglik Bakanligi tarafindan ülke genelini temsil eden 53 ildeki
toplam 615 hastanenin kayitlarindan 1997-1998 yilinda gerçeklestirilen anne ölüm nedenlerinin
belirlenmesi çalismasinda, anne ölüm orani yüz binde 49,2 olarak hesaplanmistir. Ancak, bu veri
sadece hastane kayitlarini içerdiginden mevcut durumu tam olarak yansitmamaktadir.
Türkiye’de anne ölüm nedenlerinin büyük bölümü dogrudan doguma baglidir. Anne ölümlerinin
1/3’ü kanama, 1/5’i eklampsi, 1/7’si enfeksiyon, %5’i ise kürtaj, ektopik gebelik, erken membran
rüptürü ve diger nedenlerle gerçeklesmektedir. Bu ölümlerin 2/3’ünden fazlasinin hastane
ortaminda tedavi edilebilecek türden oldugu ayni çalismada tespit edilmistir. Bu gösterge için
UNFPA’in hazirlamis oldugu son çalismalarda da yüz binde 55 (Nüfus ve Üreme Sagliginda Ülke
Profilleri) ve yüz binde 88 (Dünya Nüfusunun Durumu 2003) olmak üzere iki farkli deger
bulunmaktadir. (T.C. Saglik Bakanligi ve Avrupa Komisyonu Türkiye Temsilcigi tarafindan
yürütülen Türkiye Üreme Sagligi Programi çerçevesinde yer alan Anne Ölümleri Arastirmasi’nin
2006 yilinda tamamlanmasi ve bölgesel ve yerlesim birimleri açisindan farkliliklari yansitacak
sekilde anne ölümleri konusunda mevcut durumu gösteren dogru bilgileri ortaya koymasi
beklenmektedir.)
TNSA-2003 sonuçlari ülkede dogum öncesi bakim hizmetlerinden yararlanma konusunda
bölgeler ve yerlesim birimleri arasinda belirgin farkliliklar bulundugunu göstermektedir. Dogu
Anadolu’daki kadinlarin %39’u hiçbir dogum öncesi bakim hizmeti almazken Bati Anadolu’da bu
oran %9’dur. Benzer sekilde, dogumlarin %40’i Dogu Anadolu’da saglik profesyoneli destegi
olmaksizin ve %46’si saglik kurulusu disinda gerçeklesirken, Bati Anadolu’da dogumlarin sadece
%4’ünde saglik personeli bulunmamakta ve yine yalnizda %8’i bir saglik kurulusu disinda
gereçlestirilmektedir. Diger taraftan gebelik ve dogum ile baglantili hastalik ve ölüm risklerinin en
yüksek oldugu 20 yasin altinda ve 35 yasin üzerinde yapilan dogumlar, tüm dogumlarin %22’sini
olusturmaktadir.
16
Dogurgan çagdaki tüm kadinlar olarak nitelendirilebilecek genis bir nüfusu etkileyen bir sorun
olmasi, eldeki bilgilere dayanarak mortalite (ölümlülük) ve morbiditenin yüksek oldugunun
tahmin edilmesi ve sosyal ve ekonomik kalkinma ve gelecek kusaklarin saglikli yetismesi üzerinde
büyük olumsuzluk yaratmasi nedeni ile ‘anne ölümlerinin yüksek olmasi’ ve dolayisiyla anne
sagliginin düsük olmasi sorunu CS/ÜS tanim kümesindeki sorunlar arasinda öncelikli bir yer
edinmektedir.
Sorunun Saglik Sektörü Müdahaleleri Ile Çözülebilirligi
Anne ve bebek ölümlerinin yüksekligi ülkelerin genel nüfus yapisi ve kalkinmislik durumu ile
yakindan iliskilidir. Anne ölümlerinin nedenlerine saglik hizmetleri açisindan baktigimizda sunulan
hizmetin erisilebilirligi ve kalitesi önemli faktörler olarak ortaya çikmaktadir. Bu hizmetler gebelik
öncesi ve sirasinda, dogum ve dogum sonrasinda sunulan hizmetleri kapsamaktadir. Diger
taraftan annelerin ve anne adaylarinin beslenme ve genel saglik durumu, sahip oldugu çocuk
sayisi, egitim düzeyi, saglik bilinci, ailede kadina ayrilan kaynaklar ve kadinin statüsü gibi birçok
sosyal ve ekonomik faktör anne sagligini ve ölümlerini etkilemektedir. Bu nedenlerle anne
ölümleri ülkelerin kalkinmislik düzeyinin bir göstergesi olarak kullanilmaktadir. Hem ailelerin
sosyal ve kültürel yapisi, hem de saglik hizmetleri ile iliskili ortak nedenler ise annelerin dogum
yaptigi yas, dogumlar arasindaki aralik ve sahip olduklari çocuk sayisidir. Dogumlarin gebelik ve
dogumla ilgili hastalik ve ölüm risklerinin daha düsük oldugu 20-35 yas arasi dönemde
gerçeklestirilmesi, iki dogum arasindaki araligin en az iki yil olmasi ve ailelerin sosyal ve ekonomik
açidan güçlenmesi adina bakabilecekleri kadar çocuk sahibi olmalarinin saglanmasi için saglik
sektörü tarafindan sunulacak aile planlamasi hizmetleri saglik sektörünün anne ölümleri
üzerindeki etki alanini genisletmektedir.
Anne ölümlerinin yüksek olmasi sorununun ve anne sagligi ile ilgili diger sorunlarin giderilmesi
için yukarida ortaya konan muhtemel çözüm çerçeveleri her seyden önce temel saglik haklari ile
iliskilidir. Bunun yani sira bu çerçevede yapilacak girisimler, anne ve bebeklerde mortalite ve
morbiditenin azalmasi olarak ülkemize etkili bir sekilde geri dönecektir.
17
2. ISTENMEYEN GEBELIKLERIN FAZLA OLMASI
Bütün dünyada bir günde 100 milyondan fazla cinsel birlesme olmakta, bunlardan yaklasik 1
milyonu gebelikle sonuçlanmaktadir. Bu gebeliklerin %25’i planlanmamis, %25’i ise istenmeyen
gebeliklerdir.
Türkiye’de Sorunun ‘Hastalik Yükü’
TNSA-2003 sonuçlarina göre 15-49 yas grubu evli kadinlarin son bes yilda yapmis olduklari
dogumlarin %14’ü daha sonra olmasi istenen, %20’si ise istenmemis dogumlardir. 15-49 yas
grubu kadinlarda isteyerek düsük hizi 100 gebelikte 11,3 olarak saptanmistir. Bu göstergeler
ülkemizde istenmeyen gebelikler, istenmeyen gebelikler sonucu olan dogumlar ve isteyerek
yapilan düsüklerin yaygin oldugunu göstermektedir.
Türkiye’de dogurganlik çaginin sonunda kadinlarin sahip olduklari ortalama çocuk sayisi 2,2’dir
(toplam dogurganlik hizi – TDH, TNSA-2003). Yenilenme orani olan 2,1’e oldukça yakin olan bu
rakam 1998’de 2,61 olup bes yil içinde dramatik bir düsüs göstermistir. TNSA-1998’e göre düsüs
hizi Orta, Kuzey ve Dogu Anadolu’da oransal olarak daha fazla olmakla birlikte sonuçta mutlak
TDH bölgeler arasinda ciddi farkliliklar göstermektedir. Bati, Orta, ve Kuzey Anadolu’da
yenilenme düzeyi olan 2,1’in de altina düsen bu oran Dogu Anadolu’da Bati’nin yaklasik iki
katidir.
Türkiye’de gebeligi önleyici yöntem bilgisi son derece yaygin olmakla birlikte, gebeligi önleyici
yöntem kullanimi modern yöntemler dikkate alindiginda bilgi ile paralellik göstermemektedir.
Türkiye’de 15-49 yas arasi halen evli kadinlarin %71’i gebeligi önleyici bir yöntem kullanmaktadir.
Ne var ki, bunun sadece %43’ü gebeligi önleyici modern yöntemleri içermektedir. Yöntem
kullanimi ve modern yöntem kullanimi oranlari arasinda bölgeler ve yerlesim birimleri arasinda
büyük farkliliklar ve hizmet açigi görülmektedir.
TNSA-2003 sonuçlarina göre Türkiye’de kadinlarin %69’u baska çocuk istememektedir veya
gebelikten korunma amaci ile tüplerini baglatmistir. Kadinlarin %14’ü ise 2 yildan sonra çocuk
istemektedir. TNSA-2003 sonuçlarina göre gebeliklerin arasini açmaya yönelik karsilanmamis aile
planlamasi ihtiyaci %2,3, dogumlara son vermeye yönelik karsilanmamis dogum kontrol ihtiyaci
ise %3,7’dir. Toplam karsilanmamis aile planlamasi ihtiyaci %6,0 olarak karsimiza çikmaktadir.
Dogurgan çagdaki tüm kadinlari ve erkekleri etkileyen istenmeyen gebelikler hem saglikla ilgili,
hem sosyal hem de ekonomik bir sorun olarak karsimiza çikmaktadir. Kadinin gebeligini, ara
vererek ya da sinirlayarak planlayabilmesi kendi sagligi üzerinde oldugu kadar çocuklarinin ve
ailesinin sagligi üzerinden de dogrudan bir etkiye sahiptir. Ikili koruma saglayan gebeligi önleyici
yöntemler yardimi ile istenmeyen gebeliklerin önlenmesinin yani sira HIV/AIDS dahil olmak
üzere CYBElerden korunulmasi mümkündür. Karsilanmamis aile planlamasi ihtiyacinin özellikle
18
bölgesel yükseklikleri, istenmeyen gebeliklerin CS/ÜS tanim kümesinde öncelikli sorunlar
arasinda yer almasi gerektigini isaret etmektedir.
Sorunun Saglik Sektörü Müdahaleleri Ile Çözülebilirligi
Dünya Saglik Teskilati aile planlamasi gereksinimlerinin karsilanmama nedenlerini su etmenlerle
açiklamaktadir: kaliteli hizmetlere erisim yetersizligi, yöntem seçeneklerinin sinirli olmasi,
bilgisizlik, emniyet ve yan etkilere iliskin kaygilar ve eslerin kabul etmemesi. UNKK ise kaliteli aile
planlamasi hizmetlerini, kadinlarin üreme sagligi haklarini uygulama konusundaki baslica araç
olarak vurgularken, ayni zamanda sosyo-ekonomik durumu da iyilestirdigini belirtmektedir.
Türkiye’de yöntem bilgisi yüksek iken kullanma oranlarinin düsüklügü, kaliteli hizmetlere erisimin
yetersiz olmasi ve seçeneklerin sinirli olmasi faktörlerini ön plana çikarmaktadir. Bu faktörler
saglik sektörü açisindan bakildiginda, sunulan hizmetin erisilebilirligi ve niteliginin arttirilmasi ile
önemli ölçüde giderilebilecek sebepler olarak görülmektedir. Yöntem seçenekleri olmasi ve
yöntem seçiminin bilgilendirilmis bir sekilde birey tarafindan yapilmasi kaliteyle ilgili önemli
unsurlardir.
Bireyin dogurganligini kontrol altina almasi için gerekli bilginin ve yöntemlerin sunulmasi temel
saglik haklari ile ilgilidir. Istenmeyen gebeliklerin engellenmesi çerçevesinde yapilacak girisimler
bireye ve topluma sosyal ve ekonomik katkilarinin yani sira isteyerek düsüklerin ve anne
ölümlerinin azaltilmasi olarak etkili bir sekilde geri dönecektir.
19
3. CYBE/HIV/AIDS SIKLIGININ ARTIYOR OLMASI
Cinsel yolla bulasan enfeksiyonlar, akut olgularin yüksek görülme sikligi ve bundan kaynaklanan
komplikasyonlar ve sekellerin neden oldugu is göremezliklerin olusturdugu hastalik yükü
bakimindan tüm dünyada bir halk sagligi sorunu durumundadir. Tani ve tedavinin erken
dönemde saglanmamasi infertilite, istenmeyen düsükler, dis gebelik, anogenital kanserler ve erken
ölümlerin yani sira yenidogan enfeksiyonlari gibi istenmeyen durumlarin ortaya çikmasina neden
olmaktadir. Ayrica bireysel ve ulusal düzeyde bir ekonomik yük meydana getirmektedir.
CYBEler arasinda küresel boyutta bir sorun haline gelen HIV virüsü (human immune deficiency
virus/ insan immün yetmezlik virüsü) ve AIDS (acquired immune deficiency syndrome/
kazanilmis immün yetmezlik sendromu), CYBElerin kontrolünün önemini daha da arttirmistir.
Dünya Saglik Teskilati verilerine göre, her yil bütün dünyada 340 milyon tedavi edilebilen CYBE,
milyonlarca tedavisi mümkün olmayan CYBE ve 5 milyon HIV olgusu ortaya çikmaktadir.
Türkiye’de Sorunun ‘Hastalik Yükü’
Türkiye’de HIV/AIDS sürveyansi vaka bildirimi ile yapilmaktadir. Risk altindaki nüfusa yönelik
sürveyans sistemlerinin olusturulmasi önemlidir. HIV/AIDS vakalari ve risk altindaki gruplarla
ilgili sahip olunan bilginin buz daginin tepesi bile olmadigi, konu uzmanlari tarafindan
belirtilmektedir. Eldeki sinirli verinin ve uzman görüslerinin gösterdigine göre cinsel yolla bulasan
hastaliklarin Türkiye’de yayilma hizlari giderek artmaktadir. Saglik Bakanligi (SB) verilerine göre,
30 Haziran 2003 itibariyle ülkedeki HIV tasiyicilarinin sayisi 1123 ve AIDS vakalarinin sayisi ise
477’dir ve bu sayi her yil giderek artmaktadir. Bu verilere göre HIV tasiyicisi oldugunu
bilmeyenlerin oraninin çok yüksek olabilecegi, ancak AIDS hasta sayisinin ve bulasma yollarinin
dagiliminin önemli ölçüde gerçek durumu yansittigi düsünülebilir. Veriler Türkiye’de AIDS
hastaliginin büyük oranda heteroseksüel iliski yoluyla yayildigini göstermektedir. Vakalarin 3/4’ü
erkektir. Homoseksüel/biseksüel ve damardan madde bagimlilarinin her biri tüm vakalarin
yaklasik %10’unu olusturur. Çocuk vakalar ise tüm vakalarin yaklasik %2’sini olusturmaktadir.
HIV(+) vakalarin 1/5’i baska ülkelerin vatandasidir. Toplumda AIDS bilinilirligi genis olmasina
ragmen nasil önlenecegine dair bilgi azdir. Bu veriler tüm toplum kesimlerinin hastalik açisindan
risk altinda oldugunu, topluma da bu mesajin verilmesinin gerektigini göstermektedir.
Elde yeterli veri olmamakla birlikte bu hastaliklarin global seyri CYBElerin ve özellikle
HIV/AIDS’in Türkiye için bir tehdit olusturmakta oldugunu göstermektedir. Türkiye’deki sosyal
yapi da bu tehdidi desteklemektedir. Ataerkil aile yapisi kadinlarin evlilik disi iliskisini siki bir
sekilde sinirlarken erkeklere daha özgür bir ortam tanimaktadir. Bu durum, erkeklerin ticari seks
isçileri ile birlikte olmasini gündeme getirmektedir. CYBEler ve HIV/AIDS’ten korunma ile ilgili
bilgi, tutum ve davranislarin toplumda yerlesmemis olmasi enfekte bir ticari seks isçisinin tasidigi
mikrobu çok sayida erkege yayabilecegini göstermektedir. Bu durum CYBE/HIV/AIDS’i
patlamaya hazir bir bomba’ haline getirmektedir. Ülkedeki sürveyans mekanizmasindaki eksiklik,
20
bombanin patlayip patlamadiginin dahi bilinmesine engel olmaktadir.
Ataerkil aile yapisinin yani sira kadin üreme sisteminin biyolojik yapisi kadinlari cinsel yolla
bulasan enfeksiyonlar ve bunlarin sonuçlari açisindan biyolojik, kültürel ve sosyal açidan
savunmasiz kilmaktadir. HIV/AIDS hastaligi konusunda uluslararasi alanda alinan kararlar da,
öncelikli hedef grup olarak 15-24 yas arasindaki gençleri ele almistir. Türkiye nüfusunun yüzde
40’ini olusturan genç nüfus, HIV ile enfekte olma riski altindaki önemli bir gruptur. HIV
tehlikesinin özellikle okula gitmeyen ve çalismayan gençler için son derece fazla oldugu izlenimi
vardir. Bu grup, HIV/AIDS’e müdahaleyi hedefleyen koruyucu (her seyden önce, bilgilendirici)
faaliyetlerin kapsamina en az giren gruptur ve kondom satin almak için mali olanaklari ziyadesiyle
sinirlidir. CYBEler açisindan bir diger savunmasiz grup da sokakta çalisan ve yasayan çocuklar ve
gençlerdir. Gençler arasindaki yayilim riskinin ve hizinin yüksekligi, AIDS hastaliginin sosyoekonomik
boyutlari göz önüne alindiginda, ülke kalkinmasina büyük katki saglayacak bu nüfus
potansiyelinin emeginin en verimli olabilecegi dönemde kaybedilmesi riskini de beraberinde
getirmektedir.
Sorunun Saglik Sektörü Müdahaleleri Ile Çözülebilirligi
CYBElerin bulasmasinin önlenmesine iliskin saglik egitimi ve saglik sistemi içinde CYBEler ve
özellikle HIV/AIDS için bir sürveyans sistemi kurulmasi acil ve önemli bir müdahale olarak
karsimiza çikmaktadir. Akut CYBEler ve kronik bir hastalik olarak da ele alinabilecek
HIV/AIDS’ten kaynaklanacak hastalik yükü ve tedavi maliyetleri göz önüne alindiginda sürveyans
sistemi sayesinde bu sorunlar Türkiye’de ciddi boyutlara ulasmadan önce önlem alinabilir.
21
4. GENÇLERIN CS/ÜS DÜZEYLERININ DÜSÜK OLMASI
Bir ülkenin üreme sagligi düzeyi uzun vadeli olarak yükseltilmek istendiginde mevcut sorunlarin
üstesinden gelmenin yani sira ileriye dönük olarak yatirim yapilmasi gereklidir. Cinsellik ve üreme
sagligi ile ilgili dogru bilgi, tutum ve davranislari ergenliklerinden itibaren edinmis kisiler ileride
bilinçli ve saglikli ebeveynler olarak hem kendi cinsel ve üreme sagliklarini, hem de yetistirdikleri
yeni kusaklarinkini olumlu yönde etkileyebilirler.
Dünya Saglik Teskilati ‘adolesanlari’ 10-19 yas grubundaki kisiler, ‘gençligi’ 15-24 yas arasi kisiler
ve ‘genç insanlari/gençleri’ bütün 10-24 yas grubundaki kisiler olarak tanimlamaktadir. Gençlerin
CS/ÜS sorunlari gençlikteki genel saglik sorunlarinin yalnizca bir kismini olusturmaktadir; ancak
çok daha kolaylikla önlenebilirler. Adolesan süreci ele alindiginda fiziksel, ruhsal, biyokimyasal ve
sosyal yönden hizli büyüme, gelisme ve olgunlasma süreçleriyle birlikte çocukluktan yetiskinlige
bir geçis dönemidir. Bu geçis süreci risklidir ve olumsuz etkilenmelere açiktir. Ancak ayni
zamanda da bir firsatlar dönemidir. Yenilige, degisime, gelismeye en açik olan bu yas grubuna,
dogru yöntemlerle, dogru yerde, dogru kisilerle ulasildiginda gelecek kusagin üreme sagligi
statüsünün gelismesine büyük katki yapilmis olacaktir. Gençlik döneminde ise bilgilenme ve
egitimin yani sira gündeme, gençlere yönelik CS/ÜS hizmetleri gelmektedir. Genç insanlarin
üreme sagligi gereksinimleri, yetiskinlerinkinden farklidir ve bu gereksinimlerin karsilanmamasi,
sonraki yasamlarinda ciddi sonuçlar dogurabilir.
Gençlerin ihtiyaçlari eriskinlerden önemli açilardan farklilik göstermektedir. Bu gerçek, dünyanin
birçok yerinde ihmal edilmekte, gençlerin CS/ÜS kapsamindaki ihtiyaçlari yeterince
anlasilamamaktadir. Nüfusun bu grubunun ihmal edilmesi gelecek için önemli sorunlara yol
açmaktadir.
Gençlerin CS/ÜS düzeyi ile ilgili çalismalar özellikle gelismis ülkelerde gençlerin cinselliklerini
güvenli ve sorumlu bir sekilde yasamalari açisindan gittikçe önem kazanan bir alan haline
gelmistir. Diger taraftan gelismekte olan ülkelerde ise gençlerin CS/ÜS erken yasta evlilik ve
dogurganlik açisindan önemli bir konudur. Bölgeler ve yerlesim birimleri arasi farkliliklar nedeni
ile Türkiye için her iki durum da geçerlidir.
Sorunun ‘Hastalik Yükü’
Adolesan gebelikleri açisindan
Türkiye genç nüfusa sahip bir ülkedir; 2000 genel nüfus sayimina göre, 10-24 yas grubu nüfus
ülkenin yaklasik üçte birini olusturmaktadir. TNSA-2003’e göre 15-19 yas grubu (%17) ve 20-24
yas grubu (%18) genç kadinlar dogurgan çagdaki en kalabalik grubu olusturmaktadir (15-49 yas).
TNSA-2003 sonuçlarina göre Türkiye’de 19 yasina gelmis her bes genç kadindan biri ya anne
22
olmus, ya da ilk çocuguna hamiledir. Kentsel bölgelerde yasayan genç kadinlarda anne olanlarin
orani, kirsal yörelerde yasayanlara göre daha düsüktür. Ayrica bölgeler arasinda bu oran, Dogu ve
Güney Anadolu’da daha yüksektir. Egitim düzeyi arttikça anne olan adolesanlarin orani hizla
azalmaktadir. Egitim düzeyi sadece egitime devam edildigi sürece evliligin geciktirilmesine ve
böylece dogumlarin ertelenmesine yol açtigi için degil, ayni zamanda tutum ve davranis
degisikligine sebep oldugu için de adolesan dogurganligini etkileyen en önemli degisken olarak
ortaya çikmaktadir.
TNSA-2003 sonuçlarina göre, 20 yas altindaki gebeliklerin ¼’ünün dogum öncesi hiçbir bakim
almadigi, 1/6’sinin dogumu sirasinda saglik personeli bulunmadigi, 1/5’inin ise dogumu evde
yaptigi tespit edilmistir. Ayrica bu yas grubundaki evli kadinlarda gebeligi önleyici herhangi bir
yöntem kullanma orani %44 olup, tüm yas gruplari içinde en düsük orandir. Adolesan gebelikleri,
gebelik ve dogumdan kaynaklanan risklerin arttigi bir gruptur.
Gençlerde güvenli cinsellik açisindan
Hizli kentlesme, egitim sistemleri, genel olarak telekomünikasyon ve teknoloji, seyahat ve göçler;
firsat ve riskleri de beraberinde getirmektedir. Bu konuda Türkiye’yi temsil edici veri
bulunmamakla birlikte, özellikle kentlerde ve Bati bölgelerinde evlilik öncesi cinsel iliski
yayginlasmakta ve cinsellige baslama yasinin düsme egilimi gösterdigi düsünülmektedir. Bu
nedenle genç insanlarin cinsel saglik ve üreme sagligi ile ilgili bilgilenme ve hizmet
gereksinimlerinin, özellikle de HIV/AIDS’in ortaya çikmasindan sonra daha dikkatle ele alinmasi
gerekmektedir. Türkiye nüfusunun yüzde 30’unu olusturan genç nüfus, HIV ile enfekte olma riski
altindaki önemli bir gruptur.
Sorunun Saglik Sektörü Müdahaleleri Ile Çözülebilirligi
Dünya Saglik Teskilati, UNICEF ve UNFPA gençlerde CS/ÜS’ye yönelik belirledigi müdahaleler
su basliklar altinda toplanabilir:
·  Gençlerde erken yasta evlilik ve çocuk sahibi olmanin ertelenmesi için egitime ve gelir getirici
firsatlara erisimin arttirilmasi,
·  Aldiklari kararlarin sorumlulugunu tasiyabilecek gençlerin yetistirilmesi için dogru bilgi ve
yasam ve karar verme becerilerinin saglanmasi,
·  ÜS/CS hizmetlerini de içeren, ekonomik olarak karsilanabilir, erisilebilir, sakli kalabilen ve
yargilayici olmayan (genç dostu) saglik hizmetlerine erisimin artirilmasi,
·  Genç insanlara cinsel davranis ve üreme sagligi yönünden olgunlasma sürecinde destek
olabilmeleri için ebeveynler, toplumsal gruplar, okullar, kurumlar, medya ve akran gruplara
saglik egitimi verilmesi,
·  Özellikle kriz durumlarinda danismanlik hizmeti saglanmasi.
Saglik sektörü olarak gençlere yönelik CS/ÜS’yi içeren ‘genç dostu’ hizmetlerin sunulmasi bu yas
23
grubunda istenmeyen gebeliklerin gerçeklesmemesi ve CYBElerle ilgili risklerin azaltilmasi için
büyük önem tasimaktadir. Adolesan gebelikleri ve dogumlari hem bulunulan yas grubunun
gebelikle ilgili riski arttirmasi hem de çocuk sahibi olma yasinin düsmesi ve dolayisiyla daha çok
çocuk sahibi olma ihtimalini arttirmasi nedeni ile anne ölümleri sorunu açisindan önemli bir risk
teskil etmektedir.
Güvenli cinsellik penceresinden bakildiginda ise gençler arasindaki yayilim riskinin ve hizinin
yüksekligi, HIV/AIDS’in sosyo-ekonomik boyutlari göz önüne alindiginda, ülke kalkinmasina
büyük katki saglayacak bu nüfus potansiyelinin emeginin en verimli olabilecegi dönemde
kaybedilmesi riskini de beraberinde getirmektedir.
Hem adolesan gebelikleri hem de gençlerin güvenli cinselligi açisindan, genç insanlara olgunlasma
sürecinde destek olabilmeleri için çesitli sosyal gruplarin (ebeveynler, toplumsal gruplar, okullar,
kurumlar, medya ve akran gruplar) egitilmesi de saglik sektörü açisindan isbirlikleri içinde
degerlendirilebilir.
24
5. CINSEL SAGLIK VE ÜREME SAGLIGI AÇISINDAN BÖLGELER VE YERLESIM
BIRIMLERI ARASINDAKI ESITSIZLIKLER
Bu bölümde, ülkemizin öncelikli olarak müdahale edilmesi gerektigi belirlenen sorunlarinin
bölgelere ve yerlesim birimlerine göre dagilimi incelenmistir. Bu çalismanin ayrintilari Ek 1’de
sunulmaktadir7.
Öncelikli sorunlar bölgeler açisindan incelendiginde karsimiza asagidaki tablo çikmaktadir:
Tablo 1. CS/ÜS Açisindan Öncelikli Sorunlarin Cografi Bölgeler Açisindan
Degerlendirilmesi8
Bati Güney Orta Kuzey Dogu
Anne ölümlerinin yüksek
olmasi
11 18 16 20 34
Istenmeyen gebeliklerin
fazla olmasi
11 19 15 20 35
CYBE/HIV/AIDS sikliginin
artiyor olmasi
20,2 19,9 18,7 21,4 19,7
Adolesan
gebelikleri
Gençlerin 18 22 20 16 24
CS/ÜS
düzeylerinin
düsük olmasi
Güvenli
cinsellik
31 16 23 7 24
Yüksek öncelikli bölgeler
Orta öncelikli bölgeler
Düsük öncelikli bölgeler
Görüldügü gibi öncelikli sorunlarin tüm bölgelerde dagilimi ayni degildir. Anne ölümlerinin
yüksek olmasi ve istenmeyen gebeliklerin fazla olmasi sorunlari Dogu Anadolu’da ivedilikle
üzerinde durulmasi gereken sorunlardir. Gençlerin CS/ÜS ise adolesan gebelikleri açisindan ele
alindiginda Dogu Anadolu bölgesinde, güvenli cinsellik açisindan ele alindiginda ise Bati Anadolu
bölgesinde önceliklidir. CYBE/HIV/AIDS sikliginin artiyor olmasi ise hem Kuzey Anadolu
bölgesi için, hem dem de Bati ve Güney Anadolu bölgeleri için öncelikli bir sorundur.
7 Ek 1: Türkiye’de Cinsel Saglik ve Üreme Sagligi Açisindan Öncelikli Sorunlarin Belirlenmesi ve Degerlendirilmesi
8 Hücrelerde belirtilen rakamlar sorunlarin bölgelere göre gösterge puanlarinin dagilimi olup satir toplamlari 100’dür.
25
Tablo 2. CS/ÜS Açisindan Öncelikli Sorunlarin Yerlesim Birimleri Açisindan
Degerlendirilmesi
Kent Kir Gecekond
u
Anne ölümlerinin yüksek
olmasi
15 41 44
Istenmeyen gebeliklerin
fazla olmasi
14 41 45
CYBE/HIV/AIDS sikliginin
artiyor olmasi
46 24 30
Adolesan
gebelikleri
Gençlerin 23 38 39
CS/ÜS
düzeylerinin
düsük olmasi
Güvenli
cinsellik
Yüksek öncelikli bölgeler
Orta öncelikli bölgeler
Düsük öncelikli bölgeler
CYBE/HIV/AIDS sikliginin artiyor olmasi ve gençler için güvenli cinsellik disindaki tüm
sorunlar kirsal ve gecekondu bölgeleri için öncelikli görülmüstür. CYBE sorunu ise agirlikli olarak
kentsel yerlesim, ardindan gecekondu bölgeleri için öncelikli olarak degerlendirilmistir.
Takip eden III. Kisim’da ele alinan stratejiler, hedefler ve girisimler bu bölümde saptanan
öncelikler dogrultusunda ortaya konmustur.
CYBE/HIV/
AIDS!
Gençler için
güvenli
cinsellik!
Anne ölümleri!
Istenmeyen gebelikler!
Adolesan gebelikleri!
CYBE/HIV/AIDS!
CYBE/HIV/AIDS!
CINSEL SAGLIK VE ÜREME SAGLIGI
Saglik Sektörü Için
ULUSAL STRATEJIK EYLEM PLANI
2005-2015
26
III. STRATEJILER, HEDEFLER VE GIRISIMLER
Sekil 3. Cinsel Saglik ve Üreme Sagligi Saglik Sektörü için Ulusal Stratejik Eylem Plani
2005 – 2015
Ulusal Stratejik Eylem Plani (USEP) 2005-2015 yillarini kapsayacak sekilde Türkiye’de cinsel
saglik ve üreme sagligi düzeyinin yükseltilmesine iliskin ulusal ‘hedefler’ koymaktadir. Bu hedefler
Türkiye’nin öncelikli sorunlarinin giderilmesine yönelik olarak seçilmistir. USEP’in bu sorunlara,
sorunlarin öncelikli oldugu bölgelere ve yerlesim birimlerine yönelik olarak gelistirilmesi aslinda
kendi basina bir stratejidir. Örnegin ‘anne ölümlerinin yüksek olmasinin öncelikli sorun olarak
seçilmesi ve bu konuda öncelikli bölge olarak Dogu Anadolu bölgesinin, öncelikli yerlesim
birimleri olarak ise gecekondu ve kirsal yerlesim birimlerinin belirlenmesi’ bir stratejiyi
olusturmaktadir.
Bu strateji çerçevesinde hedeflere ulasilmasi için gerçeklestirilmesi gereken girisimler ise iki ana
grupta toplanmistir. Bunlardan birincisi dogrudan tanimlanan öncelikli sorunun çözümüne
yönelik saglik sektörünü kapsayan girisimlerdir. Ikincisi ise, saglik sektöründe hali hazirda
bulunan, sadece CS/ÜS ile sinirli kalmayarak birçok alani etkileyen sorunlara yönelik yapisal
girisimlerdir. Sistemin kendisinde bulunan eksikliklerin ve yanlisliklarin giderilmemesi halinde
Saglik Sistemine
Yönelik Yapisal Girisimler
Dogrudan Sorunun Çözümüne Yönelik
Girisimler
Stratejiler
(Öncelikli sorunlar, bölgeler ve yerlesim
birimlerine göre)
Hedefle
r
27
dogrudan soruna yönelik olarak gelistirilen girisim ve dolayisiyla stratejilerin basarili olmasi
düsünülemez. Bu nedenle bu dokümanda ‘Varsayimlar ve Riskler’ gibi bir bölüme yer verilmemis,
bunun yerine CS/ÜS’yi etkileyen yapisal sorunlara yönelik girisimler özel bir bölümde
sunulmustur.
Sisteme yönelik girisimlerde ayrica davranis degisikligi iletisimi alaninda verilmesi gereken mesajlar
da özetlenmistir.
I. Giris kisminda de tartisildigi gibi CS/ÜS ile ilgili sorunlar saglik sektörünün disinda birçok
sektörden etkilenmektedir. Bunlarin basinda toplumsal cinsiyetle ilgili konular ve özellikle egitimi
içeren nüfus ve kalkinmaya iliskin konular gelmektedir. Bu alanlarda sektörler arasi isbirligi ve
esgüdüm saglanmasi hedeflere etkili bir sekilde ulasilmasi için büyük bir önem tasimaktadir.
Esitsizliklerin Giderilmesi
Öncelikli sorunlarin degerlendirildigi baslik altinda, 5. bölüm ‘Cinsel Saglik ve Üreme Sagligi
Açisindan Bölgeler ve Yerlesim Birimleri Arasindaki Esitsizlikler’de kismen deginildigi gibi
cinsiyet, yas, yasanilan cografi bölge, yerlesim birimi gibi özellikler açisindan ülkemizdeki
bireylerin CS/ÜS düzeyleri arasinda esitsizlikler bulunmaktadir. Bu esitsizlikler sagligin sosyal
belirleyicileri olan gelir düzeyi, egitim, yasam kosullari gibi ülkenin tüm nüfus ve kalkinma
sorunlarini etkileyen faktörlerin yani sira, saglik hizmetlerinin sunumundaki esitsizliklerden de
kaynaklanmaktadir. CS/ÜS ile ilgili tüm alanlarda kadinlar ve gençler önemli birer savunmasiz
grubu olusturmaktadir.
Bölgeler ve yerlesim birimleri arasindaki esitsizliklerin giderilmesi ile ilgili hedefler her bir strateji
altinda ele alinmistir.
Esitsizliklerin giderilmesi, olumsuz farkliliklarin oldugu cinsiyet, yas grubu, cografi bölge ve
yerlesim birimlerine özgü politikalar, stratejiler ve eylem planlari gelistirilmesi ile mümkündür.
Belirlenen dört öncelikli müdahale alani için, öncelikli cografi bölgelere özgü eylem planlari
belirlenen tarihlere kadar olusturulacak ve uygulamaya konacaktir. Bu eylem planlari bölge
dahilindeki kentsel, kirsal ve gecekondu yerlesim birimlerini ayri ayri ele alacak, saglik hizmetleri
açisindan ise merkez ve tasra teskilatlarini hem bütüncül ve hem de ayri ayri ele alacaktir.
28
1. ANNE ÖLÜMLERININ AZALTILMASI
1.1. ILKELER:
·  Gebelikle ilgili ölümlerin ve hastaliklarin önlenmesi bir insan haklari ve sosyal adalet
sorunudur.
·  Gebelik ve annelik ile ilgili saglik hizmetlerinde ‘tedavi edici’ ve ‘tibbi’ bakis açisi ile birlikte ve
daha da önemli olarak ‘koruyucu’ ve ‘ önleyici’ bir yaklasim sunulmasi anne mortalite ve
morbiditesi sorununun daha etkili, daha insancil bir sekilde ve daha düsük bir maliyetle
çözülmesini saglayacaktir.
·  Her gebe kadin esansiyel obstetrik bakim (gebelikle ilgili elzem bakim) hizmetlerine erisim
hakkina sahiptir9.
·  Her gebe kadin kanunlar çerçevesinde (10 haftaya kadar olan gebeliklerinde isteyerek, 10
haftadan sonraki gebeliklerde ise tibbi gereklilik durumlarinda) güvenli bir sekilde gebeligi
sonlandirma ve ardindan gerekli bakim hizmetlerini alma hakkina sahiptir.
·  Gebeliklerin daha güvenli hale getirilmesi için verilen hizmetler uygun teknolojilerin kullanimi
ile normal gebelik ve dogum süreçlerinde güvenli bir sekilde de-medikalize edilmis olarak,
kanita dayali, multidisipliner bir yaklasimla, uygun bir sevk sistemiyle, bütüncül, etkili, aile
merkezli, kültürel olarak kabul edilebilir bir sekilde ve kadinlarin karar verme sürecine dahil
edilmesi ile kadinlarin onuruna, özel yasamin mahremiyetine ve bilgilerin gizliligine saygi
gösterilerek verilmelidir10.
1.2. ÖNCELIKLI COGRAFI BÖLGELER VE YERLESIM BIRIMLERI:
·  Dogu Anadolu bölgesi
·  Kirsal ve gecekondu yerlesim birimleri
9 Esansiyel Obstetrik Bakim hizmetleri Dünya Saglik Teskilati (DST) tarafindan normal ve komplikasyonlu gebelik,
dogum ve dogum sonrasi dönem için ihtiyaç duyulan hizmetler olarak ortaya konmustur. Saglik sisteminde bu
hizmetler iki basamaga ayrilmaktadir. Bunlardan birincisi olan temel esansiyel obstetrik bakim hizmetleri saglik ocagi
düzeyinde verilen hizmetler olup en az sunlari kapsamalidir: parenteral antibiyotikler, parenteral oksitosik ilaçlar,
eklampsi için parenteral sedatifler, plasentanin manuel ayrilmasi, rahmin artik materyallerden manuel temizlenmesi,
yardimla vajinal dogum. Ikinci basamak hizmetleri veren hastanelerde (ilk sevk noktasi) verilen kapsamli temel
obstetrik bakim hizmetleri ise yukaridakilere ilaveten en az sunlari kapsamalidir: Cerrahi müdahale, anestezi ve kan
transfüzyonu.
10 Gebeliklerin Daha Güvenli Hale Getirilmesi girisimi çerçevesinde tanimlanan bu ilkeler DST Avrupa Ofisi’nin
2000 Venedik ve 2003 Verona çalistaylarinda belirlenmistir (WHO EURO Subat 2004).
29
1.3. HEDEF:
2015 yilina kadar anne ölümleri, tüm Türkiye’de ve cografi bölgeler ve yerlesim
birimleri bazinda 2005 yilinda tespit edilecek düzeye göre %50 oraninda
azaltilacaktir11. Bu çerçevede her bir cografi bölge ve yerlesim biriminin 2015 yili
hedefi 2005 yilina ait mevcut durumun %50 azaltilmasi seklinde ayri ayri
belirlenecektir.
Ayrica bölge ve yerlesim birimleri arasindaki farkliliklar da 2015 yilina kadar %50
oraninda azaltilacaktir. Bu çerçevede anne ölümlerinin en yüksek ve en düsük oldugu
bölgeler arasindaki fark ile en yüksek ve en düsük oldugu yerlesim birimleri
arasindaki fark 2015 yilina kadar %50 azaltilacaktir.
Bu hedefe ulasmak için ülke genelinde, cografi bölgeler ve yerlesim birimi bazinda;
·  2008 yilina kadar, en az bir kez doktor veya egitimli ebe/hemsireden dogum öncesi bakim
alan gebe kadinlarin orani %90’in üzerine çikarilacaktir.
·  En az bir kez doktor veya egitimli ebe/hemsireden dogum öncesi bakim alan gebe kadinlarin
oraninin en düsük oldugu bölge ile en yüksek oldugu bölge arasindaki fark ile en düsük
oldugu yerlesim birimi ile en yüksek oldugu yerlesim birimi arasindaki fark 2013 yilina kadar
%50 azaltilacaktir.
·  2013 yilina kadar, dogum öncesi bakim hizmeti alan kadinlarin orani %98’in üzerine
çikarilacaktir.
·  2013 yilina kadar, egitimli saglik personeli tarafindan yaptirilan dogumlarin orani %98’in
üzerine çikarilacaktir.
·  Egitimli saglik personeli tarafindan yaptirilan dogumlarin oraninin en düsük oldugu bölge ile
en yüksek oldugu bölge arasindaki fark ile en düsük oldugu yerlesim birimi ile en yüksek
oldugu yerlesim birimi arasindaki fark 2013 yilina kadar %50 azaltilacaktir.
·  2013 yilina kadar perinatal ölüm hizi (PÖH), mevcut düzey olan binde 23’ün %40 azaltilmasi
ile en az binde 14’e düsürülecektir.
·  2013 yilina kadar yenidogan ölüm hizi (YÖH), mevcut düzeyi olan binde 17’nin %40
oraninda azaltilmasi ile en az binde 9’a düsürülecektir.
·  2015 yilina kadar, isteyerek düsüklere bagli anne ölüm orani 100.000 canli dogumda 5’in altina
düsürülecektir.
·  2015 yilinda kadar 20 yas alti dogumlarin tüm dogumlar içindeki orani % 50 azaltilacaktir.
11 Bu hedef Uluslararasi Nüfus ve Kalkinma Konferansi, Eylem Programi, 1994 (UNKK) paralelinde konmustur. Bu
konudaki uluslararasi ve ulusal politika ve strateji dokümanlarinda yer alan hedefler Ek 2’de bulunabilir. (Ek 2: Cinsel
Saglik ve Üreme Sagligi Alaninda Uluslararasi ve Ulusal Politika ve Strateji Dokümanlarinda Yer Alan Hedefler)
30
31
1.4. DOGRUDAN SORUNUN ÇÖZÜMÜNE YÖNELIK GIRISIMLER:
·  Isteyerek düsük sonrasinda gebeligi önleyici yöntem kullaniminin kisiler ve kurumlar bazinda
tesvik edilmesi için mevcut performans ve puanlama sisteminde gerekli düzenlemeler 2006
yilina kadar gerçeklestirilecektir.
·  Anne ölüm orani ve anne ölüm sebeplerinin tespit edilmesi için yapilacak olan arastirma 2006
yilina kadar sonuçlanacaktir.
·  Isteyerek düsükler için daha yeni ve güvenli teknikler 2008 yilina kadar hizmet içi egitimler
kapsamina alinacaktir.
·  Anne ölümlerinin azaltilmasi için Dogu Anadolu bölgesine özgü bir eylem plani 2007 yilina
kadar olusturulacaktir. Bu eylem plani bölge dahilindeki kentsel, kirsal ve gecekondu alanlarini
ayri ayri ele alacak, saglik hizmetleri açisindan ise merkez ve tasra teskilatlarini hem bütüncül
hem de ayri ayri ele alacak ve en geç 2008 yilina kadar uygulamaya konacaktir.
·  Anne ölümlerinin önlenmesi çerçevesinde 2015 yili hedefine bölgesel olarak erisilmesi için
Dogu Anadolu bölgesinde tesvik mekanizmalari olusturulacak ve en geç 2008 yilinda eylem
plani ile paralel bir sekilde uygulamaya konacaktir.
·  2009 yilina kadar, basta Dogu Anadolu’da ve kirsal yerlesim birimleri ile gecekondu
bölgelerinde olmak üzere tüm dogumlarin egitimli saglik personeli tarafindan
gerçeklestirilmesi için gerekli malzeme ve egitimli personel altyapisi olusturulacaktir.
·  2009 yilina kadar, basta Dogu Anadolu’da ve kirsal yerlesim birimleri ile gecekondu
bölgelerinde olmak üzere tüm birinci basamak saglik birimlerinde (mevcut sistemde saglik
evleri, saglik ocaklari, AÇSAP merkezleri; aile hekimligi sisteminde ise aile hekimi
muayenehaneleri, vb.) temel esansiyel obstetrik hizmetlerin sunulmasi için gerekli malzeme ve
egitimli personel altyapisi olusturulacaktir.
32
1.5. ÖNERILEN ISBIRLIGI VE ESGÜDÜM ALANLARI:
Anne ölümlerinin azaltilmasi ile ilgili hedeflere etkili bir sekilde ulasilmasi için,
·  Gebelerin is yerinde zararli maddelerden korunmasi amaciyla is sagligi ve güvenligi konusunda
mevzuatla ilgili düzenlemelerin iyilestirilmesi için Çalisma ve Sosyal Güvenlik Bakanligi
(ÇSGB) ile,
·  Yeni ebeveynlerin ve emzikli kadinlarin izinleri konusunda mevzuatla ilgili düzenlemelerin
iyilestirilmesi için ÇSGB ile,
·  Güvenli annelikle ilgili konularin orta ögrenimde saglik egitimi kapsamina alinmasi ve
egitimde her iki ebeveynin esit sorumluluga sahip oldugu mesajinin verilmesi için Milli Egitim
Bakanligi ile,
·  Güvenli annelikle ilgili konularin gençlere yönelik okul disi egitimler kapsamina alinmasi ve
her iki ebeveynin esit sorumlulugu oldugu mesajinin verilmesi için ÇSGB ve gençlere yönelik
çalismalar yapan STKler ile,
·  Gebelik, dogum ve çocuk bakiminda babanin sorumlulugunun hukuki ve sosyal olarak
arttirilmasi için savunuculuk çalismalari yapilmasi konusunda Kadinin Statüsü ve Sorunlari
Genel Müdürlügü (KSSGM) ve STKler ile yerel ve ulusal düzeyde,
·  Toplumsal cinsiyet konusunda farkindalik yaratmak ve kadinin statüsünü iyilestirmek için
ÇSGB, KSSGM, akademik kuruluslar ve STKler ile yerel ve ulusal düzeyde,
·  Gebelik öncesi, gebelik ve dogum hizmetlerinin halk tarafindan bilinmesi için, özellikle Dogu
Anadolu ve kirsal yerlesim birimleri ile gecekondu bölgelerinde yerel basin organlari
(televizyon, radyo ve gazeteler) ile,
isbirliklileri gelistirilmesi ve esgüdüm saglanmasi önerilmektedir.
33
2. ISTENMEYEN GEBELIKLERIN ÖNLENMESI
2.1. ILKELER:
·  Her birey çocuk sahibi olup olmamaya karar verme, sahip olacagi çocuk sayisini ve çocuklari
arasindaki zaman araliklarini özgürce ve üstlendigi sorumlulugun bilincinde olarak belirleme
hakkina sahiptir.
·  Her birey, cinsel saglik ve üreme sagligi da dahil olmak üzere ulasilabilecek en yüksek nitelikte
saglik hizmeti alma hakkina sahiptir.
·  Her birey, cinsel saglik hak ve sorumluluklariyla ilgili, cinsiyete duyarli, önyargilardan uzak,
yansiz ve çogulcu bir sekilde sunulan egitime ve dogru bilgiye ulasma hakkina sahiptir.
·  Her birey yukaridaki ilkelerde belirtilen kararlari alabilmek, uygulayabilmek, hizmetlere ve
bilgiye ulasabilmek için bilgilenme ve gerekli egitimi alma hakkina sahiptir.
·  Her birey birinci basamak saglik hizmetlerinin bir parçasi olarak cinsel saglik ve üreme
sagligina iliskin hizmetleri alma hakkina sahiptir. Bu çerçevede:
o Her birey aile planlamasinin yararlari ve hizmetlerin varligi konusunda bilgilenme
hakkina sahiptir.
o Her birey cinsiyet, irk, medeni hal, yas, etnik köken, gelir düzeyi, cografi bölge ve
yerlesim birimi farki gözetilmeksizin hizmetten yararlanabilmelidir.
o Her birey aile planlamasi yöntemlerini kullanma ve hangi yöntemi uygulayacagina karar
vermede konusunda özgür ve bilinçli bir sekilde seçim yapabilmelidir.
o Her birey etkili ve güvenli bir aile planlamasi yöntemi seçme ve uygulayabilme hakkina
sahiptir.
o Bilgilendirme ve danismanligin da içinde yer aldigi tüm cinsel saglik ve üreme sagligi
hizmetlerinde mahremiyet ve kisisel bilgilerin gizli kalmasi esastir.
o Her bireyin insanlik onuru korunmali, hizmet sunumunda saygi ve ilgiyle yaklasilmalidir.
o Hizmetleri alirken bireylerin kendini rahat hissetmesi saglanmalidir.
o Her birey aile planlamasi hizmet ve araçlarina gereksinim duydugu sürece sürekli bir
sekilde ulasabilmelidir.
o Sunulan hizmetler hakkinda bireylerin görüsleri alinmalidir.
·  Aile planlamasi çerçevesinde saglik hizmetlerinde ‘tedavi edici’ ve ‘tibbi’ bakis açisi ile birlikte
ve daha da önemli olarak ‘koruyucu’ ve ‘önleyici’ bir yaklasim sunulmasi istenmeyen
gebeliklerin önlenmesi ve sorunun daha etkili bir sekilde, daha düsük maliyetle ve daha
insancil bir sekilde çözülmesini saglayacaktir.
34
2.2. ÖNCELIKLI COGRAFI BÖLGELER VE YERLESIM BIRIMLERI:
·  Dogu Anadolu bölgesi
·  Kirsal ve gecekondu yerlesim birimleri
2.3. HEDEF:
Karsilanmamis aile planlamasi ihtiyaci tüm Türkiye’de ve cografi bölgeler ve yerlesim
birimleri bazinda 2008 yilina kadar %50, 2013 yilina kadar %100 oraninda
giderilecektir12. Bu çerçevede Türkiye genelinde 2003 yili için %6 olarak tespit edilen
karsilanmamis ihtiyaç 2008 yilinda %3’e düsürülecek, 2013 yilinda ise tamamen
ortadan kaldirilacaktir. Her bir cografi bölge ve yerlesim biriminin 2008 yili hedefi
2003 yilina ait mevcut durumunun %50 azaltilmasi seklinde ayri ayri belirlenecektir.
Ayrica bölge ve yerlesim birimleri arasindaki farkliliklar da 2008 yilina kadar %50
oraninda azaltilacaktir. Bu çerçevede karsilanmamis aile planlamasi ihtiyacinin en
yüksek oldugu bölge ve en düsük oldugu bölge arasindaki fark ile en yüksek oldugu
yerlesim birimi ve en düsük oldugu yerlesim birimi arasindaki fark 2008 yilina kadar
%50 azaltilacaktir.
Bu hedefe ulasmak için ülke genelinde, cografi bölgeler ve yerlesim birimi bazinda;
·  2010 yilina kadar tüm birinci basamak hizmet birimlerinin (mevcut sistemde saglik evleri,
saglik ocaklari, AÇSAP merkezleri; aile hekimligi sisteminde aile hekimi muayenehaneleri, vb.)
%80’inde en az üç farkli modern gebelikten koruyucu yöntem bilgisi ve hizmeti sunulacaktir.
·  2015 yilina kadar tüm birinci basamak hizmet birimlerinde ikili koruma saglayan (gebelikten
ve CYBElerden koruyucu) en az bir yöntemin (mevcut bilgilerle erkek ve kadin kondomu)
bilgisi ve hizmeti sunulacaktir.
·  Isteyerek düsük hizi 2013 yilina kadar en az %50 oraninda azaltilarak mevcut düzeyi olan yüz
gebelikte 11,3’ten yüz gebelikte 5,7’ye düsürülecektir.
·  Gebelikten koruyucu yöntem kullanim oraninin en düsük oldugu bölge ile en yüksek oldugu
bölge arasindaki fark ile en düsük oldugu yerlesim birimi ile en yüksek oldugu yerlesim birimi
arasindaki fark 2013 yilina kadar %50 azaltilacaktir.
·  2013 yilina kadar, gebelikten koruyucu yöntem kullananlar içinde modern yöntem kullanim
12 Bu hedef UNKK Eylem Programi Uygulamalarinin Ilerletilmesi
BUTTON_POST_REPLY